Hayri Yenialp

Önceki Yazı << Sonraki Yazı >>

Tophane bahara gebe

Yaradılışının sebebini idrak etme yolundaki insan; kendisiyle birlikte etrafına hayat veren olayları, durumları ancak gözlemleyerek anlayabiliyor. Toroslar’da yaşayan cahil çobanların bilgeliği ile şehirde yaşayan okumuş insanların cahilliğinin ardında yatan gerçeklikte burada gizli.Mevsimler hiç durmadan değişimin ve dönüşümün temsilini oynar karşımızda. Bitmek tükenmek bilmeyen, hiç sıkılmadan izlediğimiz bir temsildir bu. Bu yönüyle dört mevsimin eksiksiz kendini gösterdiği şanslı coğrafyalardan birinde yaşamak bize verilmiş bir lütuftur. Mevsimleri hiçbir ayrıntıyı es geçmeden doyasıya izler ve yaşarız. Her birinin canlılara anlattığı hikâyeler vardır. İzleyici olarak bunlara hem duygusal hem de fiziksel reaksiyonlar veririz.



Coğrafya ilminde bilimsel olarak anlatılanlara göre dünyanın şekli, güneş ile dünyanın konumundaki değişmeler ve bir sürü tali nedenden dolayı farklı karakterleri yansıtan mevsimler ortaya çıkmıştır. Doğumu, ölümü, dirilişi, hüznü, aşkı ve daha saymakla bitmeyecek kavramları yansıtan karakterleri vardır mevsimlerin.

Dış dünyasına karşı duyarlı olan insanoğlu için mevsimlerin anlamı büyüktür. Özellikle sonbahar ve ilkbahar hayata yön veren iki kapıdır. Bu eşiklerden geçen canlılar ölüme ve doğuma giden yola girmiş olurlar. Kendi hayatlarıyla özdeşleştirir insanoğlu mevsimleri. Bu anlamda sonbahar yaşamın halsizliğini yansıtıyorsa, İlkbaharda silkelenip kendine gelmeyi, tekrar dirilmeyi ifade eder.

Tophane Mahallesinde bu dirilişin temsilini en güzel şekilde sahneye koyar mevsimler. Yaratıcının İhya sıfatıyla hükmettiği doğa bir anda tüm renklerini ortaya koyar. Isınan toprağın içi kıpır kıpır hareketlenmeye başlar. Uykudaki tohumlar sıcaklığın verdiği enerjiyle filizlenir. Soğuk, donuk ve grimsi bir dünya renklerin hükmüne boyun eğer baharın gelmesiyle.

Andızlı caminin önünden taş döşeli tophanenin dik kaldırımlarını tırmandıkça etrafınızı sarıyor renk cümbüşü. Burada yeşilin hükmü hiç bitmese de onun el verdiği çiçekler kendi renklerini sergilemeye hevesli, arzı endam ediyorlar. Tahta Minareli Cami’nin üstündeki patika yolu takip edince, kendine has mimarisiyle bu yamaçta hayat bulmuş Tophane evlerinin avlularının, bahçelerinin, gün ışığının göz kırpıp el verdiği toprağın yataklık ettiği renkleri barındırdığını fark ediyoruz. Meyyit Kapısı’ndan, Esat Burcu’na kadar her sokak farklı bir hikâyeyi anlatırcasına baharın varlığını haykırıyor. Şehir içinde hissedemediğimiz bu dönüşümü, bir dönem insanlarla hayat bulan bu mahallede bütün gerçekliğiyle hissediyoruz.

Yaradılışının sebebini idrak etme yolundaki insan; kendisiyle birlikte etrafına hayat veren olayları, durumları ancak gözlemleyerek anlayabiliyor. Doğa’daki dönüşümü ve değişimi algılayan insanlar aslında kendi yaradılışının hikayesini öğrenmiş oluyorlar. Toroslar’da yaşayan cahil çobanların bilgeliği ile şehirde yaşayan okumuş insanların cahilliğinin ardında yatan gerçeklikte burada gizli. Şehirliler olarak yanı başımızdaki bu yeniden dirilişi keşfederek aslında kendi kaderimizi de algılamış olacağız. O zaman Tophane’de oynanan bu güzel temsili izlemek için vakit geldi.

Yazı ve Fotoğraflar /Hayri Yenialp

Rastgele Yazılar:

  • Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine...
  • Buluşma adresleri Floyd'du
  • Kolbastı izlediler
  • Biolusture Erdal'da
  • Coşkun formda...

  • Yorum Bırak