Yine geldim çocukluğumun şehrine… Yıllar sonra ilk kez kar yağdı üstelik… Öyle yavaş, öyle sessiz yağdı ki; bazen, kar yağmadı da ben öyle hissettim galiba dedim… Her şeyi kapattı beyaz örtü. Bütün çirkinlikleri, bütün kirleri ve bütün kötülükleri kapattı. Hatta, artık gri olan şehri, bir süreliğine bile olsa beyaza boyadı. Bu yıl, kar ve soğuk yüzünden değil de, içime yerleşen yalnızlık duygusundan üşüdüm çoğu kez. Henüz en yakınımdakileri kaybetmesem de, yıllara yenilmeyen arkadaşlıklarım devam etse de, kendimi yalnız hissediyorum. İçim belki bu yüzden acıyor…Kızıma, çocukluğumun şehrini sevdirmeye çalıştığımı farkettim. Tarihi ve doğal güzelliklerini göstermeye, sevdiğim her yere götürmeye gayret ettiğimi… Zevklerimiz aynı değilse de, geçmişten gelen hazineleri sevdi. Ve ben, bu hazineler, sanki aile yadigarıymış da, kızıma emanet ediyormuşum gibi sevindim.
Eskileri aradım sokaklarda. Susadığım zaman su veren komşu teyzeleri, okuldan geliş yolumu bekleyen Osanna Teyze’yi, yürümekle bitiremediğim İstiklal Caddesi’ni aradım. Sabahları, benim için hazırladığı sandviçleri kızının cebine koyan ve köşeyi döner dönmez vermesini söyleyen Semahat Teyze’yi aradım. Aradığım hiç bir şeyi ve hiç kimseyi bulamadım. Belki de ben o cadde ve sokaklarda çocukluğumu aradım. Ve, çocukluğumu da bulamadım.
Şimdi, ben çocuk olduğum için uzun gelen caddeleri yürüdüm. Belediye otobüsünde yolculuk yapmaya çalışan insanlar gibi sıkışık apartmanların pencerelerine baktım. Büyüdüğümü ve artık hiçbir şeyin çocukluğumdaki gibi olamayacağını anladım.
İncecikten bir kar yağar üstüme. Çocukluk anılarımın, vapurları kovalayan martıların, cami kubbelerinin ve sokak aralarında sıkışmış ağaçların yapraklarını da örter. Ellerim ceplerimde, hızlı adımlarla yürüyorum ve akşam karanlığına kalmadan eve varmaya çalışıyorum.
Bu kez galiba biraz daha hızlı büyüyorum…
Çocukluğuma selam veriyor ve geleceğe dönüyorum yüzümü…
Dt. Mürüvet Turhan



süperrr,cok güzel ifade edilmis.Sanki kendimi anlatir gibi oldum bir an.