Hayri Yenialp

Önceki Yazı << Sonraki Yazı >>

Zanaatkar

Zanaatkârlık insanlık tarihi boyunca toplum içinde bireylerin farklılıklarını ortaya çıkaran, çeşitliliği ve üretimi teşvik eden bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Üreten insan yapısından tüketen insan yapısına geçtiğimiz bu dönemde bireysel olarak üretimin insanı tanımlayan farklılığı kaybedip dünya ile benzeşip tek tipleşiyoruz. Kapitalizm olarak adlandırılan günümüz dünya düzenin insanlara başlangıçta vaat ettiği farklılıklara saygıyı, tüketim kanallarını her daim açık tutma adına bir kenara ittiği açıkça görülüyor. Kitle iletişim kanallarının her daim hizmet ettiği bu benzeştirme sürecini somutlaştırırsak; Türkiye’deki bir üniversite öğrencisinin giyim tarzıyla Amerika’daki bir üniversite öğrencisinin giyim tarzı arasında belirgin bir fark göremiyoruz. Yeme alışkanlıkları da benzer olan bu insanlar aynı müziği dinleyip benzer filmleri seyrediyorlar.


Belgesel kanallarını izlerken Anadolu coğrafyasının aslında kendine has bir çok farklı zenginliği içinde barındırdığını bir kez daha anlıyor insan. Tarihi ve doğal güzellikleri bir kenara bırakırsak yakın döneme kadar günlük hayatın bir yansıması olan, yöresel mesleklerin ve zanaatkârların şekillendirdiği giyim-kuşam, yeme-içme, mimarı ve daha bir çok alanda zengin bir alt yapıya sahip olduğumuz görülüyor. Her bölge kendi içinde bu farklılıklar ortaya koyarak bu kültürel birikime katkı sağlıyor.
Binlerce tür yemek, farklı giyim tarzları, mimarinin bölgelere göre çeşitlilik göstermesi, tarımda ve sanayide kullanılan aletlerin zenginliği. İşte bunların hepsi, alın terinin başlangıçtan sona kadar üretim sürecinde yer almasıyla oluşmuştur.
Şimdilerde nostaljik hikayelere konu olan zanaatkarlık kurumu esasında kimliğimizi oluşturan temel taşlardan birisidir. Zanaatkâr, ham maddenin işlenmesinden ortaya çıkardığı ürünün satışına ve daha sonrada, günümüz tabiriyle bakım ve servisine kadar bütün süreçlerde yer alan insandı.
Artık “tüket ve at” anlayışının dayatıldığı bir zamanda Zanaatkârlık kurumunun varlığından bahsetmek abesle iştigaldir. Şu zamanda turizm bölgelerinin seyirlik alanlarda varlığı hatırlatılmaya çalışılan bir kurum durumunda geleneksel mesleklerimiz.
Türktaş Köyüyle özdeşleşen bir meslek olan demirciliği günümüzde de sürdüren Latif Ustanın 150 yıllık atölyesinden objektifime yansıyan fotoğrafları size sunarak bu metni sonlandırıyorum. Alanya’nın geçmişten bu güne kültürel kimliğini oluşturan zanaatkârların anısına saygıyla…
Yazı ve Fotoğraflar / Hayri Yenialp

Rastgele Yazılar:

  • C&K'da turp gibi oldular
  • 'Daha çok gencim'
  • Mustafa Kaya ve Lenny Van Basten
  • Nefes al nefes ver
  • Rehberlerle buluştu

  • Yorum Bırak