Mürüvet Turhan

Önceki Yazı << Sonraki Yazı >>

Uzak diye bir yer vardır!

Çocukluğumuzdan beri hep uzakları dinleriz. Uzaklardan gelen prensler, prensesleri kurtarır. Sevdiklerimiz hep uzaklara gider. Uzakların neresi olduğunu kimse bilmez ama çok şey vardır uzaklarda. Hem iyiler hem de kötüler…Otomobillerin, uçakların, otobüslerin olmadığı zamanlarda, yaşadığımız yerin dışındaki yerler, gerçekten uzaktı. Oralara ulaşmak için, bazen günler ve geceler boyunca yolculuk yapardık. Hem de, yaya veya binek hayvanlarıyla…
Şimdi, başka ilçelere, şehirlere, ülkelere ve hatta başka kıtalara, birkaç saat içinde ulaşmak mümkün. Şimdi uzak demek, benim için, zamanım yok demekle aynı anlama geliyor. Çünkü uzak diye bir yer yok.
Şimdi bence en uzak yer, karşı komşularımızdır. Bazen eşimiz, çocuğumuz, sevdiklerimizdir. Her gün gördüğümüz, hatta aynı evde yaşadıklarımızdır. En uzaktakiler, şimdi en yakınımızdakilerdir.
İnsanlarla karşılaşıyor ve görmemiş gibi yapıyoruz. Aynı asansöre binmemek için çaba sarf ediyoruz. Bir düğünde, lokantada veya yolda karşılaştığımızda, gözlerimizi kaçırıyoruz. Yalnız bırakıyor ve yalnız kalıyoruz. Sonra bir çöküş başlıyor. Her yaştan, her meslekten insan depresyonda… On yıllar boyunca satılmayan depresyon ilaçları birkaç ayda satılıyor. Ve beni en çok dehşete düşüren olay ise, çocukların bile ilaç kullanıyor olması…
Sokaklarda araba kullanan insanlara bakınca, çoğunluğunun tek kişi olduğunu görüyorum. Hep yalnız gidiyor ve dönüyoruz. Yalnız yiyor ve içiyoruz. Yalnız yaşayıp, yalnız ölüyoruz. Akşamları bilgisayar başına oturup, tanımadığımız insanlara arkadaşlık daveti gönderirken, belki karşı komşumuzun kim olduğundan bile haberimiz yok. Bayramlar ve özel günlerde, cep telefonlarımızdan kısa mesaj göndermeyi tercih ediyoruz. Gerçekten kısa, mekanik ve herkese gönderilen aynı mesajlar…
Hep, zamanımız yok bahanelerinin arkasına saklanırken, saatlerce bilgisayar başında oturmayı zaman kaybı olarak görmüyoruz. Alışveriş merkezlerinde tüm gün dolaşırken, arkadaşımıza bir çay içmeye gidemiyoruz. Bazen, kağıt bardaklarda satılan ve gerçekten pahalı olan kahveleri içmeyi tercih ediyoruz. İnce belli bardaktaki tavşankanı çay veya zarif bir fincandaki Türk Kahvesini artık hatırlamıyoruz.
Dostlarımızı, arkadaşlarımızı ve sevdiklerimizi ihmal ederken; aslında kendimizi ihmal ediyoruz. Dost bir ses duymadan, dost bir el sıkmadan ve kimseye sarılmadan yaşlanıyoruz.
Uzaklık, insanların kalpleri arasındaki mesafedir. Eğer seviyor ve seviliyorsanız, uzak diye bir yer yoktur.
Sevgi dolu günler dilerim…
Dt. Mürüvet Turhan

Rastgele Yazılar:

  • Mustafa 8 oldu
  • Balık severler My Balıkçım'da
  • Yeni bir lezzet durağı
  • Red'de eğlendiler
  • Hazırlık sürüyor

  • 1 Yorum Var “Uzak diye bir yer vardır!”

    1. pastanın iki yüzü var yapılısı ve gorunen gosterıslı kısmı baskalarının maskelerınde dolasırken yanlız kımın ne kadar yanlız oldugunu bılmek ne kadar zor .Ben yanlızım maskesız oldugu gıbı yazı harıkaaa ama ne yapmalı?

    Yorum Bırak