Mürüvet Turhan

Önceki Yazı << Sonraki Yazı >>

Cennetin kapılarını açan izler

Işığın savaşçısı, John Bunyan’dan bir bölüm anımsar: ‘Bütün yaşadıklarıma rağmen karşıma çıkan güçlüklerden pişman değilim, çünkü onlar beni ulaşmak istediğim yere getirdiler. Şimdi bu kılıçtan başka bir şeyim yok ve onu kendi yolculuğuna devam etmek isteyen birine vermek istiyorum. Çarpışmaların izlerini ve yaralarını bedenimde taşıyorum; onlar benim acılarımın tanıkları ve ele geçirdiklerimin ödülleri. Bunlar bana Cennet’in kapılarını açacak olan değerli izler ve yaralar.’ PAULO COELHO(Işığın Savaşçısının Elkitabı)

Bütün dünya, kendini kırışıklıkları düzeltmeye adamışsa da, ben yüzümdeki kırışıklıklardan çok memnunum. Çünkü onları elde etmek için çok uğraşıp, çok acılar çektim. Kimi zaman uykusuz kaldım, kimi zaman parasız… Ama hiç umutsuz kalmadım. İnsanoğlu; doğumundan ölümüne kadar her gün, yeni insanlar tanır ve yeni deneyimler kazanır. Bu insanların veya deneyimlerin hepsi, tabii ki iyi değildir. Daha doğrusu, insan o zaman iyi olmadığını düşünür. Aradan zaman geçince ve sonuçları gördükçe, aslında ne kadar iyi olduğunu anlar. Ve yaşadığı her deneyim, yüzüne bir çizik atar. Günler ayları, aylar yılları kovalar ve yüzümüzdeki çizgiler arttıkça, hayatı anlamaya biraz daha yaklaşırız. Siz hiç, çok genç bir bilgeyle karşılaştınız mı? Ben karşılaşmadım. Her ne kadar aklı başında laflar etse de, yüzü kırışıp saçı ağarmamış kimse bilge olamaz. Çünkü insan okuyarak değil, yaşayarak bilge olur. Sevdiklerini kaybetmekle, aldatılmakla ve anlaşılmamakla olur. Yaşadığımız her güçlük, ileride işimize yarayacak bir güç kazandırır bize. Bazen sabırlı olmayı öğreniriz, bazen kendi kendimize yetmeyi. Bazen kanmamayı öğreniriz bazen de anlayışlı olmayı. Bazen ne olursa olsun gitmeyi, bazen de ne olursa olsun kalmayı öğreniriz. Ve çoğunlukla kalmamızı değil de, gitmemizi sağlayan şeyler bizim yüzümüze bir çizgi atar. Zaman akıp gittikçe, resmini tamamlamaya çalışan bir ressam gibi çalışır hayat. Çizgiler eklendikçe eklenir, saçlar şakaklardan başlayarak aklaşır. Her an gülümsemeye hazır bekler dudaklar ve gözler hep sevgiliye bakıyormuş gibi ışıldar. İşte böyle birini görürseniz, bilin ki, artık çok mutludur. Ve bir gün gelir, son fırça darbesini vurur ressam. Resim biter. Bu dünyadaki öğrenecekleri ve öğretecekleri de biter. Beden toprak olurken, ruh ilahi sevgiliye kavuşur. İşte böyle gidenlerin adından ağlamamak; sadece onlar gibi bir son için dua etmek gerekir. Hayatınızın resmi hep çok renkli ve güzel olsun!
Dt. Mürüvet Turhan

Rastgele Yazılar:

  • Kahverengi gözlerde doğru tonlama
  • Avukatlık ofisi açtılar
  • Müziği sevdiler
  • Belidioğlu bilgilendirdi
  • Kanbolatların mutlu günü

  • Yorum Bırak