Kum tanelerini bir hışımla sağa sola fırlatan çıplak ayaklar denizle buluşmak için birbirleriyle yarışıyorlardı. Denizle buluştukları anda kum taneciklerinin yerini su tanecikleri aldı. Herkesten önce karaya tekrar ayak basmak için birbirleriyle yarışan yüzlerce kol ve ayak denizin heyecanına yeni heyecanlar katıyorlardı.
İnsan vücudunun fiziksel olarak sınırlarını sınayan bedenler suyla boğuşmalarının ardından bisiklete bindiler. Şehir günlük telaşesini yaşarken, onlar, insanların yarı meraklı yarı ilgisiz bakışları arasında Alanya’yı boydan boya şöyle bir turladılar. Benim gözümle yerli halkla ziyaretçiler arasında sanal bir sınır görünümünde olan Atatürk Caddesi üzerinde her yıl sezonun fotofinişinin yaşandığı bir sahneydi bu.
Dükkânımın önünden gelip geçen sporculara bakarken aynı anda halkın bir sezonu daha bitirmenin rahatlığı ya da rahatsızlığını görüyordum yüzlerde. Birbirleriyle kıyasıya yarışan ve bedenlerinin sınırlarını son raddeye kadar zorlayan sporcularla, Alanya’daki ekonomik rekabeti kıyasıya yaşayan insanlar arasında pekte bir fark yok gibiydi. Kapalı kepenklerin önünden geçen sporcular, yarışı çoktan kaybetmiş dükkâncıların varlıklarından haberdarlar mıydı acaba?
Kafamda bu düşünceler fotoğraf makinesinin deklanşörüne basmaya başladım. Ta ki güneş hükmünü Alanya üzerinde kaybedene kadar. İyi seyirler…








