Röportaj

Önceki Yazı << Sonraki Yazı >>

“Herkes resim yapabilir ama yetenek bunu sanat yapar”

 
Turizm, sinema, belgesel film, festival, müzik… Her konuda söyleyecek bir şeyleri olan Alanya’nın entelektüel isimlerinden Zeynep Özbek ile yaptığımız röportaj… Alanya’da sanat denince akla ilk gelen isimlerden biridir Zeynep Özbek. İstanbul’da güzel sanatlardaki resim eğitimini yurt dışındaki 2 yıllık eğitimle bütünleştiren Özbek, İstanbul’da makale yazarlığı ve sanat eleştirmenliğini bırakarak yerleştiği Alanya’da otelcilik işine soyunsa da sanattan hiç uzaklaşmadı. Alanya’da kültürel alanlarda eksikliğini hissettiği çalışmalara başladı. Otel yöneticiliğinin yanı sıra bugün Alanya Konservatuarı’nda yöneticilik yapan Özbek Alanya Sinema Kültür Sanat ve Tanıtım Derneği (Sinematek) için de var gücüyle çalışıyor. Şubat ayında ALTSO’da gerçekleşecek olan film festivali için hazırlıkları bitirdiklerini söyleyen Özbek, bu yıl 11’incisi düzenlenecek olan Alanya Belgesel Film Festivali için de yoğun bir tempoda çalıştıklarını ifade ediyor. Gerçek bir sanat çalışanı Özbek ile sanat ve toplum üzerine yaptığımız keyifli söyleşiyle sizleri baş başa bırakıyoruz.

Zeynep Özbek’i kısaca tanıyabilir miyiz?
İstanbul 1965 doğumluyum. Üniversite eğitimimi güzel sanatlar alanında yaptım. 1987 yılında resim bölümünden mezun oldum. Topkapı Sarayı’nın restorasyonunda çalıştım. İki yıl makale yazarlığı ardından Galeri Sanat Dergisi’nin yayın müdürlüğünü yaptım. Sonra da Alanya macerası başladı. 1990’nın ikinci yarısıydı. Ailem burada iş yapıyordu. Babam o zamanlar Alanya’da mimarlık yapıyordu.

Sadece babanızdan dolayı buraya gelmediniz değil mi?
Esas neden ailemdi. Ama İstanbul yorucu bir yerdi. Şimdi İstanbul’a gidince ruhum daralıyor. Alanya bana huzur veriyor. Zaten bayadır buradayız ve Alanyalı olduk. İstanbullu değil Alanyalı diyorum kendime.

Size göre Alanyalı. Buranın kendi iç dinamikleri de var.
Alanyalılara sormak lazım… Başta Alanyalılar olmak üzere hepsiyle çok iyi bir kontağım var. Bir de organizasyonlarda çok iyi destek veriyorlar. Sanırım beni de Alanyalı olarak kabul ediyorlar.

Sanat faaliyetleriyle hep ön plana çıktınız ama bir de turizmcilik yönünüz var. Kısaca anlatabilir misiniz?
Babam Alanya’da uzun yıllar çalıştı. Birçok otelin mimarisinde imzası da var. Ama sonra bir tercih yapmak zorunda kaldı; Marmaris mi Alanya mı diye? Alanya’yı tercih edince “Küçük bir otel açalım öyle devam edelim” dedik. 1990’lı yıllarda bana ihtiyaç duyulunca da buraya geldim. Benim otelciliğe girişim de babamın isteğiyle oldu. 1990 yılından beri turizmin içinde oldum. ALTİD’de (Alanya Turistik İşletmeciler Derneği) görev aldım. Sanırım turizme başladığım yıllar en iyi yıllardı. Birbirimizi tanıyorduk. Şu anda bu böyle değil ya da benim için değil.

Daha çok yatak daha çok otel var ama…
Bu kadar çok otelin açılmasını doğru bulmuyorum. Sahil bir şerit halinde otel doldu. Nefes alınacak yer kalmadı. Alanya diğer şehirler içerisinde en son nokta olarak kaldığı için biraz daha farklı ve şanslı. Sahil şeridinde yapılanma çok olmadı ama 90’lı yıllar gibi bakir de kalamadı.

Alanya’da sanata ilgi nasıl?
Alanya’ya ilk geldiğimde bu kadar sanat atölyesi yoktu ama çok büyük sergiler yapılırdı. Bedri Baykam, Abidin Dino… Şimdi daha çok atölyesel olarak devam ediyor. Görsel sanatlarda eskisi gibi büyük patlamalar göremiyorum ama sanat sadece resim de değildir. Ciddi festivaller yapılıyor: Caz, müzik, belgesel film ve sinema festivali… Bunlar, zaman ilerleyince ve Alanya’nın 20. yüzyıla ayak uydurmasıyla da arttı. Eskiden sadece resim vardı ama şimdi diğer sanat dallarında da büyük gelişmeler var. Toparlamak gerekirse Alanya sanat anlamında büyük aşama kaydetti. Hem belediyesi hem de halkı olarak.

Gelişmiş bir toplumda mı yoksa az gelişmiş ülkelerde mi sanat daha özgün oluyor?
Sanatı ne olarak gördüğünüze bakmanız gerekiyor. Eğitim olarak bakarsanız bir köyde bir kadının yaptığı kilimde görmediğiniz bir sanatla karşılaşabilirsiniz. Alanya’da insanların gelişimi sanat ile birlikte oldu. Sanattan anlamak için iyi bir eğitim şart değil. İlk yıllarda sinemada telefon çalışınca açıp konuşurlardı. Çocuklar ağlayınca orda susturmaya çalışırlardı ama bu değişim inanılmaz iyi.

Sanatta sınırlama olmalı mı? Kültürümüze geleneğimize ters olan bir değer sanat mıdır?
Biz Müslüman bir ülkeyiz bazı şeyler haykırı ama yaşadığımız çağ 21. yüzyıl. Resim yakın bir zamana kadar yasaktı. Ama yaşadığımız yüzyıla ayak uydurmak zorundayız.

Sanat ne içindir? Toplum için mi, sanat için mi?
Bir sanatçı toplum için bir şey üretirse sanatındaki özgünlüğünü yitirmiş olur. Toplum bunu sever veya sevmez, toplum ne der diye iş yapıyorsam kısıtlı iş olur. Sanatçı özgür olmalı.

Kültürümüze uymayan sanat toplumu yozlaştırmaz mı?
Eğer sanat sanat anlamındaysa dejenere etmez ama bugün bin tane dizi var. Kimi o kadar kötü ki! Bunlara sanat bile diyemem. Bundan etkilenen bir kesim varsa dejenerasyona girer. Ama iyi diziler de var. Kaliteli bir şey yaptığınızda bu toplum tarafından algılanır diye düşünüyorum.

Bunun ucuz olup olmadığını nasıl algılayabiliriz? Kime sanatçı diyeceğiz?
Sanatçılara karışamayız yeter ki basit olmasın. Bek raundu olmadan sanatçı diye ortada dolaşan, işinin hakkını vermeyenlerin eserleri kendini anlatıyor. Sanatçı olmak için çok fırın ekmek yemek lazım. Ben yurt dışında da resim eğitimi aldım ama kendime sanatçı diyemiyorum. Ben sanatçıyım etiketini doğru bulmuyorum. Bugün toplum üzerinde görsel medyanın çok fazla etkisi var. Çok fazla kanal var. Her kanalda daha fazla reyting yapmak için programlar yapılıyor. Bunlar da alt yapısı tamamlanmadan yapılıyor. Böyle olunca da okumayı unutmuş bir toplum olarak eğitimimizi TV’den alıyoruz.

Alanya’da resim sanatına ilgi çok fazla. Bu işi hobi olarak yapanlar da var meslek olarak seçenler de. Ama bunun bir de maddi yönü var. Sanat para kazanmak için mi yapılıyor?
Alanya’da kursa giden hiçbir bayanın “Burada aldığım eğitimle resim satarım, para kazanırım” düşüncesinde olmadığını biliyorum. Olmaması da gerekiyor.

Alanya’yı anlatabiliyor muyuz?
Sanatçılar bunun için var. Alanya’da çok iyi seramikçiler, tiyatrocular, resim yapanlar var. Alanya’yı anlatan bir kaliteli grup var.

Sanatçımız var mı?
Sanatçı olmak dediğimiz ayrı bir şey. Sanatçı şiirle, müzikle ve hayatıyla duygularını tuvale yansıtan kişidir. Eğer bir kursla sanatçı olunabiliyorsa Türkiye’de çok sanatçı var demektir.

Resimden anlıyor muyuz, alırken neye dikkat etmemiz gerekiyor?
Alanya’da gerçekten sanattan anlayan ve gördüğü bir resme aşık olan insanlar var. Resimle ilişki kuran bir kesim var. Herkes sanattan anlayamaz ama o sanat eseriyle ilişki kurabilir. 50 resim bakarsınız ama siz biriyle ilişki kurarsınız. Ben bu anlamda ayırt etmeye gidemem.

Pahalı satılan eserler ve bir de kıt kanaat geçinen insanlar. Halk buna nasıl bakmalı?
İnsanlar altına dövize nasıl yatırım yapıyorsa bir kısım kişi de sanata yatırım yapıyor. Ben bunu yapamam ama gücü olan bunu yapıyor. Mesela ben altın yerine duvarlarımda bunları görmeyi tercih ediyorum.

Alanya’da var mı?
Var.

İsim verebilir misiniz?
Veremem.

 Sinematek ile ilgili çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
1994 yılında derneği kurduk Grand Kaptan Otel’de 450 kişilik açık havada bir sinema gösterisi ile başladık ve bir süre devam ettik. Alanya’da o zamanlar sinema yoktu. Ama sinemalar gelince misyonumuzu tamamladık diye düşündük ve bıraktık. Sonra da belgesel sinemaya, eğitici sinemaya girdik. Bu yıl mayıs ayında 11’incisini gerçekleştireceğiz. İyi filmler, eğitici filmler getiriyoruz. Sinemadan biraz farklı. Hala belgesel denilince hayvanlar alemi akıllara geliyor sanırım. Oysa belgesel yarına bir şey bırakmak demektir, mirastır. Yaşadığınız anı, evren içindeki durumu gelecek nesile yan etkileşim olmadan aktarabiliyorsunuz.

Belgeselin hayvanlardan ibaret olmadığını Baraka ile öğrendim.
Muhteşem bir belgesel. Aslında belgesel filmlerle ulaşamadığınız noktalara ulaşabiliyorsunuz. Afrika’daki olaylardan veya diğer bir ülkeden haberdar oluyorsunuz.

Belgesel film festivalinin tarihi belli mi?
Mayısın ikinci haftasında Kültür Merkezi’nde başlayacak. Şubat ayında ise ALTSO’da İstanbul Film Festivali etkinliğimiz var. 3 gün kapanacağız ve 5 film izleyeceğiz.

Ücretsiz mi?
Evet. Sinematek olarak elbette bir bedeli olmalı düşüncesi olsa da sponsorlar ve kendimizden bir şeyler vererek daha çok kişiye ulaşmak istiyoruz. Bu yüzden de ücretsiz gerçekleştiriyoruz.

Çok güzel bir çalışma…
Destekçilerimiz umarım devam eder. Her yıl daha da zorlanarak devam ediyoruz.

Ücretsiz olmasına rağmen ilgi nasıl?
İstanbul’da bile ender filmlerde 70 kişilik salon dolmadığı oluyor. Bugün biz 50 kişiyi topluyorsak bu da bir başarı. Bunu yakalamak bence çok güzel.

Dizi furyasını eleştirdiniz. Popüler filmlerimiz var. Muhteşem Yüzyıl mesela…
Ben başarılı buluyorum. Burada bir emek var. Plato kurmuşlar, Topkapı Sarayı’nı bire bir yapmışlar. Bu kadar emeğin olduğu bir diziyi kötülemeyi doğru bulmuyorum. 5-10 kişilik kötü dizilerle kıyaslamak bile çok yanlış.

Kanuni’nin hayatını doğru anlatmadığı şikâyetleri var.
Ama bu bire bir tarih dizisidir diye çıkmıyorlar.

Bunu böyle algılamak ne kadar doğru?
Bugüne kadar Osmanlı ile ilgili bir şeyler yapılmadı. Bu dizi sayesinde insanlar tarihini okumaya başladı. Bu bile artı bir şey.

Mesela Hürrem’in dekolte kıyafeti… Saray’da veya Harem’de gerçekten bu kadar derin dekolte giyilir miydi?
Var, var. Sarayda restorasyonda çalışırken tezhip ve minyatür yaptım. Minyatür sanatında boyun ve göğüs arasına bir tül doku gelir. Belki dizide biraz daha aşağıya gelmiş olabilir ama çok da eleştirel olmamak gerekiyor.

Kıyafetlerde cinsellik ön planda tutularak daha da izlenelim düşüncesine kapılıyor insan.
Ben öyle olduğuna inanmıyorum. Zaten bu dizi tarihi anlatmak için yapılmamış. Bu dizi Kanuni’nin Hürrem ve harem ile olan ilişkisi üzerine yapılmış. Bu Hürrem Sultan, Osmanlı’da masaya yumruğunu vuran devlet gibi kadın. Bu kadının hikayesi yazılır. Bir de dizide iki sanat tarihçisi var. Çok eleştirel bakmayalım. Yıllarca abuk sabuk diziler izleyerek beynimizi doldurduk. Şimdi kadınlar oturup Hürrem’i izliyorsa çok daha doğrudur.

Sanat dünyasında Türkiye’nin yerini nasıl görüyorsunuz?
Aslında sanatta varız ama biz gecikmeli olarak girdik. Avrupa Rönesans, reform yaşarken bizde resim heykel yasaktı. Bu sanatlar bizde daha yeni… Işık doğudan batıya giderken bunu biz devam ettiremedik. Ama dünya sanatında biz varız. Türk resmi var. Komet, Bedri Baykam… Bir de biz sanatçımıza sahip çıkmıyoruz. Mesela Orhan Pamuk… Kişisel düşünüyoruz ve mantalitesiyle uğraşıyoruz. Biz sanatıyla uğraşmalıyız.

Son iki sorum. Herkes resim yapabilir mi?
Resim bir çizgidir. Sadece bir çöp adam yaparsın inanılmazı yakalarsın. Buna hobi olarak bakıyorsak herkes evet yapabilir. Sanat anlamında ise bu bir yetenek.

Moneta’da yeni bir çalışmanız başlayacak kısaca bahseder misiniz?
Resim kursları gibi olmayacak. İlk haftalar kare kalem çalışacağız. Daha sonrada kopya çekme alışkanlığını yenerek kolaj uygulamalarına girmek istiyorum. Biraz çıldırmak istiyorum. Elma, elma gibi olmayacak.

Teşekkürler

 

TEKE TEK
Sanat: Zor
Alanya: Seviyorum
Turizm: Uzak
Resim: Aşığım.
Futbol: Nefret ediyorum.
Spor: Seviyorum
İyi yönünüz. İyi bir oyuncu değilim.
Vazgeçmediğiniz: Kedilerim
Yemek ile aranız: Pek sevmem.
Hobiniz: Müzik
Futbol Takımı: Galatasaray
En son okuduğunuz kitap: Ateşin Efendisi Şaman – Harald Braem
Korkunuz: Yok
En sevdiğiniz dizi: Muhteşem Yüzyıl

VİDEO

Rastgele Yazılar:

  • Alanya'da lahmacun denince
  • Ayakta alkışlandı
  • Ağaoğlu'nun deniz keyfi...
  • Kormot açıldı
  • Gözlerin

  • Yorum Bırak