Alanya Magazin Haberleri

Mine Karagöz’den AK cevaplar

Mine Karagöz

AK Parti Kadın Kolları Başkanı Mine Karagöz iş, evlilik ve siyaset hayatını bir arada yürütüyor. Hepsinde başarılı mı? Kendine göre mutlaka bir yerde eksik yaptığı bir şeyler var ama zaten kim dört dörtlük ki! Siyasette hedef koymamış ama Alanya il olsaydı milletvekili adaylığını kesinlikle düşündüğünü söylüyor. Ya Alanya Belediye Başkanlığı adaylığı… İsterseniz onu da röportajımızda okuyun…

Mine Karagöz’ü bize kısaca anlatır mısınız? Eskişehir doğumluyum. 1992 yılında Alanya’ya yerleştik. 2002 yılında evlendim. Eşim Demirtaşlı. Kendimizi de Alanyalı kabul ediyoruz. Bir oğlum var, 6 yaşında. Ama ailemizi genişletmeyi düşünüyoruz.

Başbakan 3 demişti… Herkes öncelikle bunu söylüyor: “Sen önce Başbakan Erdoğan’a uy.” Ama ben de “Başbakanımız bir izin verse, referandumdan, seçimden, halkoylamalarından” diye… İşin şakası ama zaman ayırmak gerekiyor. Sorumluluk çok fazla. Ama hep bir hayalim vardı; 4 çocuğum olsun diye. Allah nasip etse genişletmeyi düşünüyorum.

Eşiniz ile nasıl tanıştınız? Biz 1997 yılında tanıştık ve 5 yıllık flört dönemimiz oldu ama tanışmamız klasik oldu. Liseyi Alanya’da bitirdim. İlk geldiğim yıl da Alanya’ya hiç alışamamıştım. “Teksas’a niye getirdiniz” diye söyleniyordum. Akşamları market bile bulamıyorduk. En ufak tatilde Eskişehir’e gidiyordum. İlk bir yıl çok zorlandım. Ama derler ya Alanya’ya alışan bırakamaz diye şu anda da öyle. Alanya’ya hayranım.

Neden siyaset? Aslında siyaseti düşünmüyordum. Sadece seçimden seçime oy vererek aktif siyasetteydim. Yani çok fazla ilgilenmiyordum. Oysa geriye dönüp baktığımda ilgileniyormuşuz. Çünkü bizim ailemizde siyaset; çocukluğumda hatırlıyorum çok konuşulurdu. Ama şöyle de bilinir; Eskişehir, biraz sol kökenli. Dolaysıyla oy kullanırken ailenin de etkisinden kalarak oy kullanırdım. Bir tek Tansu Çiller’e kadın olduğu için ailemden bağımsız kalarak oy vermiştim. AK Parti kurulduğu zaman kesinlikle düşünmediğim görüş ve düşünmediğim siyaset platformuydu. Bunu her zaman söylüyorum, o zaman ilçe başkanımız Kemal Kaçmaz beni davet ettiğinde “Ben size oy bile vermedim. AK Partili değilim, sol kökenliyim” dediğim zaman “Soldan gelen daha köklü gelir. Bizden daha koyu AK Partili olacaksın” dedi. Hakikaten koyu bir AK Partili olduğuma inanıyorum. “Sadece üye yapacağız seni korkma” diye çağırdılar. Evet, üye oldum. Derken toplantılarda gördüm kendimi. Kadın kolları toplantılarına katıldım. Basın biriminde görev aldım. Doğumda çocuğumun olması gibi etkenlerle bir süre partiye gitmedim. Tekrar çağırdılar; başkan olalım diye. Olur, olmaz 2004 yılında girdiğim partide 2006 yılında Alanya AK Parti Kadın Kolları Başkanlığına geldim.

Eşiniz siyasete girmenize ne diyor? Eşim destek oldu. Eşim AK Parti’ye daha yakındı. Eşimin abisi AK Parti yönetimindeydi. O beni üye yaptı. Kimliğimi istedi. Hatta ben “Ne yapacaksın” dedim. Öyle başladı. İlçe başkanıyla tanıştım ve hızla gelişti. Gördüm ki benim kafamda tasarladığım şey yoktu orada. Bambaşka bir ortam var. Hoşuma gitti, insanları sevdim. Güzel çalışmalar yaptım. Eşimin zaten desteği vardı. Hayır, deseydi sigortacılığa devam ederdim.

Aileniz sol görüşlü mü? Şuanda hayır, benden önce 2002 seçimlerinde AK Parti’yi desteklemişlerdi. Hatta iddiaya girmiştik biz. Ben dedim ki; “Ne yapıyorsunuz siz. Niye böyle düşünüyorsunuz” diye… Onlarda “Göreceksin Tayyip Erdoğan başbakan olacak” demişlerdi. Annem ve babam benden fanatiktir. Ara sıra başıma kakıyorlar ama…

Siyasette körü körüne lidere bağımlılık konusunda neler söyleyeceksiniz? Kesinlikle şahsım adına hayatımda körü körüne bağlı kalmadım. Kendimi bile zaman zaman eleştiriyorum. Hatta daha fazla eleştiriyorum. Dolaysıyla bazı eleştirilerin dozu kaçar, başkalarının sizi eleştirmesi hoşunuza gitmez. Tavır alırsınız ama aklınızda soru işareti kalır ve düzeltmeye meyilliniz olur. Dolaysıyla özellikle AK Parti’de öyle değil ama dışarıda öyle görünüyor. Çünkü çok kuvvetli bir lider var. Bu kez de diyorlar ki; “Siz lider partisisiniz. Lideriniz olmadan darmadağın olursunuz. O, ne derse o olur. Söz hakkınız yok…” Böyle değil. Bizde inanılmaz bir teşkilatçı yapı var. Teşkilatçılıktan gelmiştir başbakanımız. Tepeden inmemiş, dolaysıyla teşkilatın yapısını, sıkıntılarını biliyor. Bizde muhakkak anketler yapılıyor ve bunların ciddiye alındığını biliyoruz. Teamül yoklamaları yapılır. Bizde körü körüne bağımlılık yoktur. Diğer partilerde bunu görüyorum ve buna da çok karşı çıkıyorum. Bazı kanat var ki; takım tutar gibi parti tutuyor ve ben de acaba daha önce böyle miydim diye de düşünüyorum. Eskişehir sol kaleydi. DSP ile vardı. Belediye Başkanı, CHP’ye geçince tepki oyları AK Parti’yi birinci yaptı. AK Parti’nin çalışmalarını doğru buluyorum ve çalışmaya devam ediyorum. Ama yarın ne olacağını ben de bilmiyorum. Körü körüne bir bağımlılık yok bende. AK Parti’de öyle bombalar patlar ki içime sindiremeyeceğim… Ve öyle bir kadro çıkar ki güvendiğim… Ben aktif olmasam bile buradan ayrılırım. Körü körüne bağımlılık yok bende.

Ben tepeden inmeye karşıyım. Teşkilatçılıktan yanayım. Buradan geçmesi gerekiyor. Eskişehir’e gittiğimde “Sen bizim gibi konuşmuyorsun” derler. Galiba öyle. Alanyalı olduk artık. Alanya’nın standardı yüksek ama köylerde durum iç açıcı değil. Türkiye’nin bir gerçeği…

Şunu merak ediyorum. Başbakan Erdoğan 3. dönemini dolduruyor. Ne olacak? Ben de merak ediyorum.

AK Parti çalışmasıyla eski tarz siyasetin önüne geçti ve hala 70′li, 80′li yılların siyasetini uygulayanlar var diyor musunuz? İyi gözlemliyorlar ve kadroyu iyi kuruyorlar. Liderlik de buradan geliyor. Liderliği şöyle yorumluyorlar: “Hatip olduğu için iyi konuşuyor. Siz de bundan etkileniyorsunuz.” Hayır, o konuşmayı yapmak için alt yapınız, birikiminiz olacak. Boş boş konuşursanız Kemal Kılıçdaroğlu gibi olursunuz. Öyle değil yani… Seçimlerdeki göstergeler de bunu gösteriyor. Bütün bakanlıklarda doğru karar verdi. Bakanlıklar değişti, kimse çıkıp bir şey söylemedi. Kırılma yok… Küsme yok..

Yani lider ve güçlü… Evet, bu da beceri ister. Arkadaş ortamınızda bir araya geldiğinizde, bir şey yapalım dediğinizde her kafadan bir şey çıkıyor. Karar veremiyorsunuz. Bir topluluğu yönetmek çok zor ve siz Türkiye’yi yönetiyorsunuz. Dünya ile şu anda ilişkiler iyi veya kötü var. Bu insan bunu beceriyorsa, lider konuşmasıyla bitmiyor. Alt yapısı sağlam ve her şeyi çok iyi gözlemliyor olması gerek.

Kendinizi siyasetin neresinde görmek istiyorsunuz? Benim için zor bir soru, kendime de cevap veremedim. Hep derler ya siyasete girince çıkılmıyor diye böyle bir şey. Bazıları bunu yanlış söyler; koltuk tatlıdır, oturunca kalkılmıyor. Böyle değil. Üzerinizde bir sorumluluk var, size görev vermişler, sizi oraya layık görmüşler. Ufak da olsa sizin için önemli. Bizde mahalle temsilcilerinin de ciddi anlamda önemi büyük. Siyaset böyle olmalı. O yüzden birinci partiyiz. Dolaysıyla teşkilatta üç kademeyiz. Gençlik kolları, kadın kolları ve ana kademe… Biz birbirimizden bağımsızız ama ana kademenin yan kollarıyız. Ben bunun başkanıyım. Bir iki dönem başkanlık yapayım, oraya gideyim, oraya zıplayayım. Bana uymaz. Bizde de öyle iyi karşılanmıyor, zaten. Öylelerini de çok gördüm. Kendilerini her yerde göstermeye çalıştılar, olmayınca küstüler. Ben zeminimi sağlam atmaya çalışıyorum ama siyaset nankör bir alan. Bugün bıraksak hatırlanmayız, umursanmayız ama ben kendimi daha genç hissediyorum. Tüm hayatımı da siyasete endekslemiyorum. Bunun için erken. Kadın veya başka biri için en üst nokta milletvekili. Ve o da bitti. Eskisi gibi de değil. Emekli oluyordunuz ve ömür boyu kurtuluyordunuz. Öyle bir şey de yok. AK Parti kadrosundan da biliyorum, eskiden olduğu gibi bir acayip, yan gelirleri de yok. Dolaysıyla 4-5 yıl oraya gittiniz. İşiniz, hayatınız, eşiniz, aileniz, her şeyi ertelemek zorundasınız. Çok ağır bir iş. Ankara’ya gideceksiniz, geleceksiniz hatta orada bir ev tutacaksınız ve orada yaşayacaksınız. Her şey alt üst. 5 yıl sonra da aynı yerde devam etme şansınız yok. Onun için ben biraz daha aile olarak, iş olarak ve siyaset olarak sağlam gitmek istiyorum. Hedefim şöyle diye bir tavrım yok.

Alanya’da bayanlar siyasette fazla yok. Ama iş kadını sayısında yükselen bir trend var. Hayriye Sadullahoğlu Argun’a da bu soruyu sorduk. Ama siz daha da işin içindesiniz. Belediye başkanlığı adaylığını düşünüyor musunuz? Sizinle samimi ve açık bir röportaj yapıyorum. Açık biriyim, içim dışımdadır. Herkes bilir ki hatta bir yakıştırma vardır; erkek gibisin diye… Niye derler bilmiyorum ama içim dışımdadır. Şöyle bir eksisi var; Alanya’nın. Evet, bu görevi yapıyoruz. Evet, bu görev iyi yaptığım için verildi ama bir kimliğinizde Alanya yazmaması Alanya’da eksi. Yani bir şey olmak istediğinizde veya bir hedefiniz varsa o, önünüze çıkıyor maalesef. Yani diyorlar ki “Hani niye öyle düşünüyorsun. Öyle olsa bu konumda olur musun?” Evet, tamam bu konumu layığıyla yaptığıma inanıyorum. Çünkü samimiyim, içtenim, AK Parti’yi seviyorum. AK Parti için çalışmak istiyorum. Benim bayanlarla iyi ilişkilerim var. Çünkü bayanlarla toplu bir şekilde ilişkiyi devam ettirmek çok zordur, bayanlar daha hassas ve ayrıntıcıdır. En ufak şeyde küsüyor, kırılıyor. Kısaca erkekler gibi değiliz. Siyaseti o yüzden iyi yapamıyoruz. Çünkü erkeklerde bir bakıyorsunuz; iki gün önce birbirlerine söylemedikleri laf yok. İki gün sonra bir yerde karşılaşıyorlar “Aaaa ne yapıyorsun” diye tokalaşıp, öpüyorlar. Bizde ise kadınlar ömür boyu konuşmuyor. Hatta sırları varsa onları da deşifre ediyor. Genel yapı bu. Tabii istisnaları var. Kadınlarla bu örgütlenmeyi yapabiliyorum yıllardır. Demek ki biraz da olsa liderlik vasfımız var. Ama Alanya’daki en büyük eksikliklerden biri iyi bir şey veya daha fazla bir şey istediğinizde nüfusunuzda Alanyalı olmamak yazıyor. Bana göre ben birçok Alanyalıdan daha fazla Alanyalıyım ama belediye başkanlığı da düşünsek muhakkak böyle bir etken çıkacaktır. Bunu kabul etmemiz gerekiyor.

Belediye de ofisinizin tam karşınızda… Evet… Çok kişi söylüyor. İlçe başkanı ol diyen de oluyor…

İlçe başkanlığı biraz daha erkeksi… Belediye… Çok da güzel olur… Kadın kollarında görev almak çok zevkli. Bizi artık başka yerlerde görmek isteyenler de var. Bir bayanın bir parti için gelebileceği en üst nokta. Eksik ve artımız olmuştur. Bana hedef koy diyorlar en yakında da belediye seçimleri var. Eğer Alanya il olsaydı milletvekili adayı olarak kendimi görürdüm.

Ev hayatınız nasıl? Bazen oğlum sitem ediyor. Akşamları genelde programımız yok ve ailemle değerlendiriyorum Cumartesi gününü oğluma ayırmışımdır ve istediği şeyleri yaparım. Pazar günü de aileme…

Aile iş ve parti… Hepsi dört dörtlük olmuyor. Bazıları yarım kalıyor ama yapmasan da her şey dört dörtlük olmuyor. Bunu bu kadar yoğun olmayan insanları izlenimlerinden görüyorum.

Son olarak işiniz ile ilgili neler söyleyeceksiniz? Güneş Sigorta acentesiyim. 2002 yılından beri bu işi yapıyorum. 5 yıl önce de Renault’ta sigortacı olarak görev yaptım zor ama severek yaptığım bir iş. Siyasetin katkısı olup olmadığını merak edenlere de bana zararı oldu. Eskiden her yere rahatlıkla girip çıkıyordum. Siyasetin içine girince gidemiyorum. Siyaseti bıraksam işime zarar verdiği için olacaktır.

Mine Karagöz

AK Parti Kadın Kolları Başkanı Mine Karagöz

AK Parti Alanya Kadın Kolları Başkanı Mine Karagöz AK Parti Alanya Kadın Kolları Başkanı Mine Karagöz

KISACA

TV’de izlediğiniz dizi: Muhteşem Yüzyıl ve Öyle Bir Geçer Zaman Ki. Yemek ile aranız: Yapmayı severim. Tatlıya ise dayanamam. Sevdiğiniz yemek: Karnıyarık. Spor yapıyor musunuz: Eksiğim. Tuttuğunuz takım: Galatasaray Okuduğunuz kitap: Ferrari’sini Satan Bilge İyi yönünüz: Doğalım Kötü yönünüz: Aynı zamanda da kötü yönümdür iyi yönüm. Hayatta vazgeçmediğiniz şey: Alışverişten vazgeçemem. Tutkunuz: Parfüm. Bana verilecek en güzel hediye. Kullandığınız araç: Kia Sorento En son tatiliniz: Eskişehir En son sinema filminiz: Şirinler

TEK CEVAP

Dersim: Kemal Kılıçdaroğlu Ak Parti: Recep Tayyip Erdoğan Para: Güç Alanya: Deniz Siyaset: Yaşam Kadın: Zor insan Otomobil: Şart Turizm: Para CHP: Ömür buyu muhalefet Milliyetçilik: Alparslan Türkeş Borsa: Risk Altın: Güvence Muz: Alanya

Miniklere Yes Tasarım Atölyesi'nde tasarım dersi
Alanyalıların Afyon'daki adresi

Popüler Arama Kelimeleri: , , , , , , ,
Haber ile ilgili iletişime geç